YERALTI GÜNCESİ Bölüm 3:Kunter

ruhibirbanyo tarafından

“…Kapının deliğinden izlemeye koyuldum nefesimi tutup, apartmanın bodrum katına ışık vurmadığından yüzünü seçemiyordum ama ayağa kalktı, bir süre etrafına bakındı, sonra da ağır ağır merdivenlere yöneldi…”

Resul Bey’i bekliyor, beklerken de heyecanım ve korkum azalsın diye başka işlerle meşgul olmaya çalışıyordum. Açtım, Var mısın Yok musun’u izlemeye koyuldum. Tam da programa daldığım bir an, zeminden gelen sesle irkildim. Ufak çaplı bir çıtırtıydı gerçi ama devamı geldi. Sanki görmediğim bir varlık, evimin duvarlarında sürünüyordu. Birkaç saat sonra ekip gelecekti, onlara ne diyecektim. Ha geçer ha geçer diye diye beklemeye devam ettim, lakin geçmedi. Derken Resul Bey aradı, yarım saate varacaklarını söyledi. O an “ne yapıyorum lan ben, nelerle uğraşıyorum amına koyım” diyerek kendime yabancılaştım. Ama huzurumu bozan her neyse, bunu öğrenebileceğim, ortadan kaldırabileceğim için devam etmek de istiyordum. Derken mesaj geldi telefonuma, kapının önündelermiş, apartmanın kapısını açtım, aşağıya doğru inen ayak seslerini duydum ve karşımda Resul Bey’i gördüm. Yanında kimse yoktu, tek başına gelmişti. Şaşırdım. Kimseye güvenmek istemediğini, o yüzden ilk başta tek gelmeyi uygun gördüğünü anlattı. Ben de bildiğin 8-10 kişi olurlar diye bekliyorum. Neyse, geçtik odaya, gösterdim kapağı. Ama diğer durumdan bahsetmemek rahatsızlık veriyordu bünyeme. Açıldım… Sesler duyduğumu, hatta kendisi gelmeden önce de bu seslerin devam ettiğini söyledim. Bir süre konuşmadan ayakta dikildik, “Hani, yok hiçbir şey?” dedi, dedim “az önce vardı”. Eğildi ve yavaşça sürgüsünü çözüp, kapağı yukarı kaldırdı. Bir süre de açık olan kapağa baktık birlikte, o da yanında getirdiği çantadan bir adet baret çıkarttı, hani şu üzerinde lamba olan, madencilerin kullandıklarından. Tam kafasına geçirdi ki aşağıdan bir ses geldi, hemen birbirimize baktık, dinlemeye devam ettik. Kolayca duyulmuyordu sesler ama biri yürüyor gibi gelmişti bana, derken “güüüüm” diye bir çarpma sesi geldi. Artık ne oldu bilmiyorum ama aşağıda bir şeyler olduğuna emin olmuştum, ilk kez bu kadar temiz bir biçimde işitmiştim gelen sesi. Resul Bey de bana hak verdi, kapağı kapatıp odaya geçtik, konuştuk bir süre. Oraya tek başına girmenin riskli olacağını anladığını söyledi ve evimden ayrıldı. Bir dahaki sefere yanında başkalarını da getirecekmiş.

Ertesi sabah uyanıp, kahvaltımı ettikten sonra dışarıya çıkmak için hazırlanmaya başladım. Giyindim ettim, tam kapıyı açtım ki bir şok da orada yaşadım. Kapıyı açar açmaz bir iki adım geriye zıpladım, çünkü eşikte biri yatıyordu. Sırtı bana dönük olduğundan yüzünü göremedim lakin, üstünden başından, kirinden evsiz biri olduğu belliydi. Korkup hemen kapıyı kapattım. Ne yapacağımı düşünmeye başladım. Bir yanım polisi ara diyordu, bir yanım da yatan kişinin belki de çok zararsız olduğunu düşündüğünden, insafsızlık edip onu hemen polisle muhattap bırakmak istemiyordu. Evin içinden kapıya burmaya başladım uyansın diye. Bir müddet sonra bir kıpırtı hissettim dış taraftan, vurmaya devam ettim, sesini duyuyordum, sanırım yavaştan doğrulmaya başlamıştı. Kapının deliğinden izlemeye koyuldum nefesimi tutup, apartmanın bodrum katına ışık vurmadığından yüzünü seçemiyordum ama ayağa kalktı, bir süre etrafına bakındı, sonra da ağır ağır merdivenlere yöneldi. Apartman kapısının sesini duyunca gittiğini anladım. Tekrar dışarıya çıktım. Sigara almak için gittiğim bakkala durumu anlattım, “Kunter’dir o Kunter, zararı yok onun kimseye” dedi. “Amına koyım daha ne zararı olacak, sabah sabah yüreğimi ağzıma getirdi” diye söylendim içimden.

Akşam döndüğümde Nimet Teyze yine kedileri besliyordu. Selamlaştık. “Ya Kunter diye bir adam varmış, kapının önünde yatıyordu sabahleyin” dedim. “Hee kesemediler şunun ayağını mahalleden, çoluğu çocuğu da korkutuyor” dedi. “Zararı yokmuş ama öyle söyledi bakkal” dedim, “Evsiz barksız adam, ne yaptığını kim biliyor onun” dedi. “Günahı boynuna, bak kaç tane çocuk kayboldu mahalleden, biri de alıp sormadı ona senin bu işle ilgin var mı diye” söylendi. “Alla allah” dedim. Geçtim evime. “Tam bir mahalle teyzesi” diye düşündüm içimden de…

Her neyse 4-5 gün sonra yine aradı Resul Bey. Akşam geleceklermiş. Bu sefer biraz daha erken bir saatte geldiler, 11 buçuk filandı. Yanında getirdiği adam, otuzlu yaşlarda, esmer, kısa boylu, ince bir yapıya sahipti. “Hoşgeldiniz” diyerek elimi uzattım, birkaç saniye tereddüt edip uzattı elini, tokalaştık. Resul Bey, “Seni duyamaz, sağır ve dilsizdir” dedi. Bakışlarımdaki şaşkınlıktan “niye bu adamı getirdin ki” anlamı sezmiş olacak, sözlerine devam etti “Peygamber selamı üzerine olmuş biridir Cihan, ona güvenebiliriz” dedi…