YERALTI GÜNCESİ Bölüm 9:Stüdyo

ruhibirbanyo tarafından

“…Zaten hemen kenarda duran, parçalanmış bir somya da, burada bulunan bir yatakta, kanlı işlerin yapıldığını kanıtladı bize…”

Hassan Sabbah hayranı, sapkın bir şeyhin cemaatine mürid olup, işin gizemini çözdükten sonra oradan ayrılmak saçma bir şekilde kolay oldu. Polise haber verip bu adamları yakalatmanın akla yatkın yol olduğunu bildiğimi bildiğinden, Resul Bey, sessiz kalmam karşılığında, kiramı ödemeyi üstlendi. “Burada ne yaptığınızı biliyoruz” yazan bir notu, bu esrar tarlasına bırakmamız, kısa süre içerisinde, tünel çıkışına bir duvar örüp, kendi alanlarını gizlemelerini sağladı. Fakat yine de tamamen vazgeçmek yerine, bir klima taktırıp, sistemi sürdürdüklerini tahmin ediyorduk.

Her neyse olayımız bu değil, kendilerini kandıran insanlar, ne benim hayatımdaki huzursuzluğun nedeniydi, ne de Resul Bey’in önündeki bir engel. Birkaç ay sonra, eve söylediğim yemeği getiren çocuk, “yauv abi niye bıraktın gelmiyorsun artık toplantılara?” dediğinde, orada bayıltıldığım gün onun da olduğunu öğrenecek, yakın zamanda ise derneğin şehir dışında bir yere taşındığı bilgisini edinecektim. Bu taşınmanın sebebini sorduğumda, “abi karakolun dibinde yürümüyor bu işler” demişti eleman safça. Gerçekten yakınlarda bir karakol vardı ama birilerinin döndürdükleri tezgahı fark etmelerinden dolayı oradan uzaklaştıklarını bilmiyordu doğal olarak. Bu adamların buradan gitmeleri benim sorunumu çözmediği gibi, Resul Bey’e de tüneli fethettiği duygusu gark etmiş olacak ki, bu zafer hissiyle birlikte tünelin daha ilerilerine de gitmek istedi.

Kiramın artık bir sponsor tarafından ödeniyor olması epeyce işime gelmiş olsa da, evimi Resul Bey’in daha fazla sahiplenmesine neden oldu. Ev sahibem Nimet Teyzeye, bir akrabamın İzmit’e iş aramak için geldiğini ve bir süre bende kalacağını söyleyerek, Cihan’ın günün her saati, rahatça eve girip çıkabilmesini sağladık. Keşif işini Cihan üstlenmişti, adam öyle bir korkusuzdu ki tek başına tünele girip çıkıyor, fotoğraflar çekiyor, zaman zaman da Resul Bey’in talebi doğrultusunda taş, kum ve fosil örneklerini topluyordu.

Günler böyle geçerken ilginç bir gelişme oldu. Cihan, heyecanlı bir şekilde eve döndü, bizi de yanına alıp tekrar tünele soktu. Epey ilerledik bu defa, tünelin ana hattından sapıp bir koridora girdiğimizde ise gerçekten ilginç bir sahne karşımıza çıkmıştı. Kameralar, tripodlar, ışıklar… Burası hem ekipmanlarıyla, hem de dekoruyla ilginç bir film setini andırıyordu. Tabii burada ne işi olduklarını anlamamız için yeniden yeryüzüne çıkmalı ve tam bu noktayı bulup, orada ne yapıldığını öğrenmeliydik. Aslına bakılırsa orada bulunması ilginç fakat zararsız gibi görünen ekipmanlardı bunlar, bizi şaşırtmıştı yalnızca, ancak Cihan, ayrı bir yere daha ilgimizi çekti. Burada 2-3 tane büyük ve mavi çöp poşeti duruyordu. Onları açtı, biz de yanına gittik, içinde beyaz kumaşlar gözüküyordu. Tamamen boşalttığımızda üzerinde kıpkırmızı kan izleri bulunan, çarşaflar, nevresimler olduğunu anladık bunların. Zaten hemen kenarda duran, parçalanmış bir somya da, burada bulunan bir yatakta, kanlı işlerin yapıldığını kanıtladı bize.

Resul Bey adresi tespit etti, gidip baktık, bir fotoğrafçı varmış tam üzerinde. Yani bildiğin vesikalık, sünnet ve düğün fotoğrafı çeken normal bir fotoğrafçı. Kapısındaki “Photoshop bilen eleman aranıyor” ilanını görünce dönüp bana baktı Resul Bey, Photoshop biliyor olmama rağmen yalan söyledim, fakat bu işi benden çok daha layıkıyla yapabilecek, sır da saklayabileceğine inandığım bir arkadaşımın olduğunu söyledim. İkna oldu. Fakat Derya’yı (Bakınız:Ucube(bek)ler) bu işe bulaştırmadan evvel, onu da hem inandırabilmek hem de ilgisini çekebilmek adına bir kez daha oraya gidip, biraz fotoğraf çekmeliydik. Bu iş için Cihan tek başına girdi tünele, çıktığında, bu kez birilerinin bizim için bir not bıraktığını gördük. Elinde bir cd ile gelmişti Cihan…

Zarfında, “Davetsiz Misafirlere…” yazıyordu. Bilgisayara taktık, gece görüşü olan bir kamera, tünele yerleştirilmiş meğer. Biraz bekleyince kadraja bir anda üçümüz giriverdik. Herif ciddi ciddi gözetlemiş bizi. Aslında bu bile beni korkudan altıma sıçırtmaya yeterdi. Ama birkaç saniye sonra çok daha acayip bir şey oldu. Biz stüdyoyu inceliyorken, görüntüye 8-10 adam daha girdi. Oysa bunları içerideyken hiç görmemiştik…