Geceleyin, karanlıkta ve mümkünse tek başınızayken okuyunuz…

YERALTI GÜNCESİ Bölüm 5:İlk Gezinti

“…Önce, bunun daha evvel de duyduğum çığlıklardan olduğunu zannettim fakat ardı gelmedi, daha sonra mekanik birkaç ses işittik. Ne yapacağımızı bilemez haldeydik, sesleri duymadığı için bizden daha cesur davranan Cihan’ı tutamadık ve yavaşça ilerlemeye başladı…”

Cihan önden indi. Ardından da Resul Bey… Ben kapağın başında kafamı uzatmış onları izliyordum. indiler, sağa sola bakınmaya başladılar. Sakin hallerini görünce, “en azından merdivenlerden aşağıya ineyim, daha fazla gitmem” diye düşündüm ve ben de indim yanlarına. Yazının devamını oku »

YERALTI GÜNCESİ Bölüm 4:Peygamber Selamı

“…Diyarbakır’a gitmek için yola çıktığında ne yapacağını bile bilmiyormuş. Fakat yolda giderken, yanındaki diğer görevlilerin, Kuran’a el bastırarak, yaşayacağı her şeyi gizli tutacağının yeminini almaları, onu durumdan kıllandırmış…”

Hemen içeriye geçmedik. Resul Bey gelirken yanında bazı dökümanlar getirmiş, kendi vakfının bastırdığı veya topladığı belgelerdi bunlar. Yeraltı tünelleriyle ilgili olanları da getirdi, inceledik biraz. Bazı kısımları taşımacılık, bazı kısımları su kanalı, bir miktarı da sığınak amaçlı yapılmış çok eski çağlarda. Yazının devamını oku »

YERALTI GÜNCESİ Bölüm 3:Kunter

“…Kapının deliğinden izlemeye koyuldum nefesimi tutup, apartmanın bodrum katına ışık vurmadığından yüzünü seçemiyordum ama ayağa kalktı, bir süre etrafına bakındı, sonra da ağır ağır merdivenlere yöneldi…”

Resul Bey’i bekliyor, beklerken de heyecanım ve korkum azalsın diye başka işlerle meşgul olmaya çalışıyordum. Açtım, Var mısın Yok musun’u izlemeye koyuldum. Tam da programa daldığım bir an, zeminden gelen sesle irkildim. Ufak çaplı bir çıtırtıydı gerçi ama devamı geldi. Sanki görmediğim bir varlık, evimin duvarlarında sürünüyordu. Yazının devamını oku »

YERALTI GÜNCESİ Bölüm 2:Kapağın Altı

“…Ne yapacağımı bilmiyordum, Nimet Teyzenin cümleleri anlam kazanmıştı bir bakıma, “rahat bırakmıyorlar” demişti ya, sebebini anlamıştım ama hala o kapak, sanki evimin altında yatır varmışçasına rahatsız ediyordu beni…”

Televizyonda gördüğüm adamın adı Resul’du. İnternetten araştırdım biraz, İzmit’in tarihiyle ilgili araştırmalar yapan bir vakıf kurduğunu öğrendim. Kendisini ziyarete gidecektim elbette ama öncesinde şu kapağın gizi hakkında daha fazla fikir sahibi olmalıydım. Yazının devamını oku »

YERALTI GÜNCESİ Bölüm 1:Yeni ev

“…Hayal gücü, Tanrı’nın insanlara verdiği bir armağan olduğu kadar bir cezadır da… Ben, payıma düşenin ceza olduğunu çocukluğumdan beri biliyordum ve buna yordum evin altından duyduğum ilk sesleri. Aslına bakılırsa evin altından bir ses duymam mümkün değildi, zira apartmanın temeli üzerinde yaşıyordum…”

2009 yılında, işsizliğin ve dolayısıyla parasızlığın canıma tak ettiği günlerde, kira ödememek adına, yaşadığım şehrin kenar mahallelerinden birinde yer alan bir apartmanın, bodrum katına taşınmıştım.

Belki daha fazla detay verebilirim bu yer konusunda, sakıncası yok;

Pruvasında taşıdığı, denizcilerin meleği sayılan Santa Barbara’nın ahşaptan oyulmuş bir figürüyle, önce açık denizleri, ardından da körfezi yararak limana giren dev bir gemiden inen Roma imparatoru Diocletianius’un, çıktığı bu uzun seferin verdiği özlemle kızı Prenses Valeria’yı kucaklayıp, eşi Kraliçe Preiska ile birlikte el ele, saraylarına doğru yürüdükleri geçitlerden birinin üzerinde oturuyorum. Yazının devamını oku »

YEMEĞİNE SİHİR KATAN AŞÇI

“…Eve geçip, mutfağa girdik. Çizgi filmlerdeki cadıların kazanlarını kaynattıkları eski kulübelerinden aşina olduğum bir görüntü karşıladı beni burada da. Tüplerin içinde rengarenk sıvılar, kavanoz kavanoz sihirli otlar, duvarlara asılmış yarasa iskeletleri, leylek bacakları. Ne yapıyordum ben burada böyle, canım, senin olmadığın her yerde mutsuz mu olacaktım? Hep saçma yerlere mi sürükleyecekti hayat beni?…”

Ben gördüm, her şeyi gördüm. Gözlerimdeki perdeler yok oldu da bir an, inleri, cinleri ve ateş böceği sandığımız melekleri gördüm. Rengarenk perileri, iblisleri, ölüm meleklerini gördüm. Kendi kendine kapanan kapının, rüzgarla değil de bir çocuğun hayaleti tarafından itildiğini, gecenin bir köründe, evin diğer odasında duyulan anlamsız çıtırtıya, gün boyunca ısınan eşyaların genleşmesinin değil de yeşil suratlı cinlerin neden olduğunu gördüm. Yazının devamını oku »

CENNETTEN ÇIKMA-İKİNCİ EL

“…Fakat işte ben 13 yaşımdayken, köye gitmeden evvel, sıcak bir öğlen günü, incir ağacının gölgesinde uyuyan dedem, rüyasında Hz.Muhammed’i görmüş. Ona, bulunduğu ağaçtan bir yaprak koparmasını, yaprağın içindeki sütü akıtmasını ve o sütün kendisine yol göstereceğini söylemiş…”

Koleksiyonerlik olaylarıyla ilgilendiğimi daha önce de anlatmıştım. Gerçi, amatör düzeyde bile değildi benim ilgim ama yine de işin içine girdiğinizde birçok ilginç durumla karşı karşıya geliyorsunuz.

Sahaflarda Bir Kodaman

O dönemler, sürekli toplandığımız belirli yerler vardı, hala da duruyordur buralar. Bir takım sahaf dükkanları, bazı kahveler… Eline yeni bir şey geçiren buraya getirir, herkesle paylaşırdı. Fakat gelen kutu kutu malzeme içinde çoğu zaman kayda değer hiçbir şeye rastlanmazdı. Ama bir gün tüm Beyazıt’ı derinden sarsacak bir olay gerçekleşti. Yazının devamını oku »

TAMBURİ’NİN ÖLÜM YIL DÖNÜMÜ

“…Bizim Tamburi adama doğru yürümeye başladı, ben de gittim peşinden tırsa tırsa ama bir ses daha var, müziğin ritmini, ruhunu bozan bir ses. Biraz daha yaklaştık, bir de baktık ki bu udinin arkasında bir adam daha var ayakta, elinde bir tef, tef çalıp bir şeyler söylüyor kendince…”

İzmit’i bilenler, Bağçeşme Mezarlığı’nı da bilirler herhalde. Şehrin tepesinde, devasa bir alana yayılmış, içinde binlerce ölünün yattığı dev bir mezarlıktır burası. Yazının devamını oku »

RÜYA DİYARI SAKİNLERİ

“…Rüyasında sayıklıyor zannediyorduk, meğer birileriyle konuşuyormuş gerçekten de. Her gece odamıza birileri giriyormuş ve ben bir gün onları gördüm. Ama ona asla anlatmadım kimlerle konuştuğunu…”

Astral seyahatle ilgilendiğim bir dönem, başımdan seri halinde bir takım tuhaf olaylar geçmişti. Konu hakkında yeterince bilgili olduğuna inandığım kişilere de anlattım yaşadıklarımı, kimi hepsinin bir rüya olduğunu söyledi, kimi çok ilginç buldu, anlattıklarım üzerine araştırmalar yaptı. Kısaca, kesinliği yok, paranormal sonuçta. Ama yine de anlatayım, zaten ilgi çekici bir konudur bu, bir de siz dinleyin… Yazının devamını oku »

PERİDEN DOĞAN

“…Adam bilgisayar ekranından açmış güvenlik kamerası görüntülerini. çocuklar yemekhanede yemek yiyorlar işte. ‘Ne var?’ dedim, uzattı parmağını, ‘bak’ dedi. Ulan canlı canlı Paranormal Activity izliyor gibi hissettim kendimi…”

İzmit’te, şu an zor durumda kalmaması açısından adını veremeyeceğim bir anaokulunda, bundan bir yıl önce başıma gelen bir olayı anlatayım bugün de… Yazının devamını oku »